
Yazar admin

Cuma, Eki. 17th 2008
->
MAYDANOZ
Latince adı: Petroselinum sativum
Almanca: Petersille
ingilizce: Parsley
Maydanozun sağlığımıza katkıları şöyle sıralanabilir
Özellikleri: Anksiyete
• depresyon. karaciğe metabolizmasını güçlendirir
• HepatitB ye karşı
• Cilt güzelliği.
•Diüretik (idrar söktürücü).
•Gençleştirici
•Vücuda zindelik ve dinçlik kazandırma.
•Yüksek tansiyon
•Karaciğer yağlanması
Değerli okuyucu, maydanoz üzerine araştırmalarıma başladığımda, beni ilk şaşırtan özelliği, onun güçlü bir karaciğer dostu olduğunu görmem olmuştur. Maydanozun, karaciğerin rahat çalışmasını sağlayan mükemmel bir gücü vardır. Maydanozun, karaciğeri arındırması hiç de yabana atılmayacak güçlü bir özelliğidir. Yazının Devamı »

Yazar admin

Cumartesi, Eki. 11th 2008
BAŞ AĞRISI
Birçok hastalık baş ağrısına yol açar. Bu nedenle baş ağrısının özelliklerini dikkatle incelemek gerekir. Bazen baş ağrısıyla birlikte boyun bölgesinde de, ensede sertlik gibi değişiklikler görülür. Bu belirtiler de özenle araştırılmalıdır.
Psikolojik baş ağrılarının büyük bir bölümünde bunaltı (anksiyete) önemli bir etkendir. ilaçlara dirençli baş ağrısından yakınan hastaların dökümü çıkarıldığında birçok ortak noktaları olduğu görülebilir. Bunlar bunaltı duymanın ötesinde titiz, verici, yoğun suçluluk duyguları yaşayan, ruhsal çöküntü içindeki kişilerdir.
Baş ağrısı bilinçdışı bir sevgi ve korunma gereksiniminin belirtisi de olabilir. Hasta fiziksel bir ağrıyı öne çıkararak, dolaylı bir yoldan yardım istemektedir. Psikolojik baş ağrılarına oldukça sık rastlanır. Ama hiçbir zaman bunların organik kökenli de olabileceği unutulmamalı ve gerekli incelemeler yapılmalıdır. Yazının Devamı »

Yazar admin

Cumartesi, Eki. 11th 2008
ŞEKER HASATALIĞINDA
ACİL DURUMLAR
Şeker hastalarında kan şekerinde düşme (hipoglisemi) ve yükselme (hiperglisemi) nöbetleri çok sık görülür. Zamanında tanı ile uygun biçimde tedavi edilmeyen nöbetler beyinde kalıcı hasarlara yol açabilir.
Şeker hastalığının yol açtığı acil tedavi gerektiren durumlara klinik olarak ve toplumsal ölçekte hastalığın kendisinden daha çok önem verilmektedir. Bu olgular, şeker hastalığına bağlıdır ya da ondan kaynaklansa da bağımsız olarak gelişebilir.
Şeker koması kan şekerinin aşırı artması (hiperglisemi koması) ya da aşırı azalması (hipoglisemi koması) sonucunda ortaya çıkabilir. Bundan başka hastalıktan bütünüyle bağımsız olarak yaralanmalara, beyin damarlarının sertliğine ve kanda üre yükselmesine bağlı komalar da görülür; bu olguların ortaya çıkmasında şeker hastalığının tıbbi tedaviyi sınırlaması önemli rol oynar.
ŞEKER KOMASI VE İNSÜLİN ŞOKU
Şeker koması, vücudun yeterli insülin üretememesi ya da insülin tedavisinin yeterli dozda uygulanmaması sonucunda ortaya çıkar. Vücut, hücrelerindeki şeker eksikliğini, genellikle yağlardan oluşan başka enerji kaynaklarını kullanarak kapatmaya çalışır. Yazının Devamı »

Yazar admin

Cumartesi, Eki. 11th 2008
GEBELİK TESTLERİ
Kadının adet gecikmesinin gebeliğe bağlı olup olmadığını bilmesi çok önemlidir ve modern gebelik testleri sayesinde bunu anlamak çok kolaylaşmıştır.
Gebeliği olabildiğince erken saptayabilmek, her dönemde insanları ilgilendirmiş, bu amaca yönelik birçok ça1lŞ1Ila yapılmıştır. Eski Mısırlılar bile gebeliği saptamak için bazı yöntemlere başvururlardı. Bunlardan birinde kadına süt ve karpuz karışımı verilir, kadın bunu yediğinde kusarsa gebe olduğu kabul edilirdi. Sonraki çağlarda da bilimsellikten ve güvenilirlikten uzak daha birçok gebelik testi uygulanmıştır.
Bugün kadın vücudunda yalnızca gebelik durumunda üretilen bazı maddelerin bulunduğu bilinmektedir. Kanda ve idrarda bu maddelerin saptanmasına dayalı gebelik testlerinin de güvenilirliği çok yüksektir.
GEBELİK HORMONU (HCG)
Gebelikte gerçekleşen birçok fizyolojik değişiklikle birlikte bazı hormonların salgılanması da artar. Etene (plasenta) oluşmaya başlayınca, gebeliğe özgü bir hormon olan HCG (Human Chorionic nadotropin/İnsan Koryonik Gonatropin) salgılanmaya başlar. Yazının Devamı »

Yazar admin

Cumartesi, Eki. 11th 2008
MAMOGRAFİ
Memedeki olağandışı gelişmeleri saptamaya ve kötü huylu tümörlere erken tanı koymaya yarayan radyolojik inceleme yöntemidir.
Dünyada her 14 kadından biri yaşamı boyunca bir kez meme kanserine yakalanmakta ve bu olguların yaklaşık üçte biri ölümle sonuçlanmaktadır. Bugüne değin meme kanserine bağlı ölüm oranını anlamlı ölçüde düşüren bir tedavi yöntemi bulunamamıştır. Bu nedenle meme tümörlerine erken tanı koyulması büyük önem taşımaktadır. Kanser koltukaltı lenf düğümlerine sıçramadan saptanırsa hastaların yüzde 85′inden çoğu için 5 yıllık yaşama süresini doldurma olasılığı vardır; koltukaltı lenf düğümlerine sıçradığında ise bu oran yüzde 56′ya düşer. Günümüzde klinik ve mamografık meme incelemesinin sağladığı erken tanı olanaklarının meme tümörlerine bağlı ölüm oranını düşürmede etkili olduğunu gösteren birçok kanıt vardır.
UYGULAMA BİÇİMİ
Mamografide meme doğrudan X ışınlarıyla incelenir. İnceleme için hasta mamograf denen röntgen aygıtının önüne oturtulur. Meme, X ışınlarına duyarlı bir levha üzerine yerleştirilerek sıkıştırılır.
İlk film genellikle yukarıdan aşağıya doğru çekilir; ikinci film çekimi yandan, üçüncü de koltukaltı yönünde çapraz olarak yapılır. Bu üç film memenin bütünüyle incelenmesini ve olası lezyonların yerinin kesin olarak saptanmasını sağlar. Gerekirse bu üç filme başkaları da eklenebilir; örneğin X ışınlarının açısı kuşkulanılan meme bölgelerine göre ayarlanabilir. Yazının Devamı »

Yazar admin

Çarşamba, Eki. 8th 2008
KEPEGİN ÖNLENMESİ
Yaygın kepeklenme tedaviyle giderilmezse gerçek bir kelliğe varan saç dökülmesine yol açar. En iyi koruyucu önlem titiz bir kişisel temizliktir. İlaçla tedavi ise deriye uygulanan ürünler, hormon ve kortizon içeren ilaçlarla yürütülür.
YAGLANMA VE KEPEKLENME
İlk olarak yağlarını ele alalım. Deri ve saçların yağlı bir görünüm almasına yol açan yağlarına, aşırı yağ üretimine bağlı belirli bir fizyolojik durum olarak tanımlanabilir. Bu durum kalıtsal ve bireye özgü hormonsal özellikler gösterir. Yağbezlerinin büyük ve sayıca fazla olduğu deri bölgelerinde yağlarına daha belirgindir. Saçlı deri, alın, burnun yan olukları, göğüs kemiğinin orta bölümü ve sırt, yağlarınanın en belirgin olduğu bölgelerdir. Saçlı deride yağlarına saç tellerinin yağlı bir görünüm alması biçiminde belirir. Yağlı saçlar hızla kirlenerek topaklar halinde birleşir. Böylece saçların taranması güçleşir. Bu durum dağınık ve bakımsız bir görünüm yaratır. Ayrıca yağlı saçlar kötü bir koku yayar. Yazının Devamı »

Yazar admin

Salı, Eki. 7th 2008
SELÜLİT
Nedir, Neden oluşur
Vücudun yanlarında kalçalara ve uyluklara yerleşen “sessiz katil” birçok kadının korkulu rüyasıdır; genç, yaşlı, bütün kadınların görünümünü bozar. Bununla birlikte, kaçınılmaz bir hastalık değildir. Günümüzde doğru zamanda, uygun tedaviyle selülitin yok edilmemesi için bir neden yoktur.
Selülit, “it” sonekini alan bütün terimler gibi bir iltihap sürecini belirtir: apandisit (körbağırsak iltihabı), kolit (kalınbağırsak iltihabı), bronşit (bronş iltihabı), p]örit (akciğer zarı iltihabı) vb. Ama daha yaygın kullanılan anlamıyla “selülit” terimi dokuların şişmesi ve sıvı sızması ile ortaya çıkan bir değişikliği belirtir.
SELÜLİTE İLİŞKİN BAZI AÇIKLAMALAR
Vücudun dış örtüsünü oluşturan deri. altındaki organların bol miktarda yağ dokusu içeren bir yapıyla bağlanır; bu yapı, yüzeysel ve derin olmak üzere iki bağdoku katmanından oluşur. Yazının Devamı »

Yazar admin

Pazar, Eki. 5th 2008
BELİRTİLERİ
Apandisitin belirtileri deneyimli bir hekimi bile tanı koymada zora sokabilir. Akut apandisit özellikle çocuklarda iştah kaybı, bulantı ve kusmayla başlar. Ateş hastalığın tipik bir belirtisi değildir. Koltuk altından ölçüldüğünde hiçbir zaman çok yüksek çıkmaz. Ama makattan alınan vücut sıcaklığı her zaman daha yüksektir. Ağrı en önemli belirtidir. Birkaç kez kusmayla birlikte sancı biçiminde ortaya çıkar. Önceleri aralıklı gelen ağrı gittikçe şiddetlenir ve süreklilik kazanır. Yazının Devamı »

Yazar admin

Çarşamba, Eki. 1st 2008
ÖKSÜRÜK
Öksürük refleksi soğanilikte solunum merkezinin yakınında
bulunan sinirsel bir merkezin denetimindedir. Solunum yolları mukozasında aşırı salgı üretimi, ödem ya da kimyasal ve mekanik etkenlere bağlı zedelenme öksürük merkezinin uyarılmasına yol açar.
Bu uyarılara en duyarlı olan bölgeler soluk borusu, bronş ve gırtlak mukozası ile akciğer zarının (plevra) iç yüzeyidir; ama bu bölgelerin hepsi eşit ölçüde duyarlı değildir: Büyük bronşlar küçüklerden daha duyarlıdır.
Öksürüğün önemli nedenlerinden biri sigara dumanıdır. Sigara içenlerde görülen kronik öksürük, dumanın bronş mukozası üzerindeki zedeleyici etkisine bağlıdır. Öksürüğün başlıca amacı solunum yollarını açmak, solunum yollarına girmiş yabancı maddelerin, mukus salgısının ve balgamın atılmasını sağlamaktır.
Öksürük aynı zamanda hem solunum yollarıyla ilgili, hem de akciğer dışı hastalıkların önemli bir belirtisidir. Ama bazen patolojik bir anlam taşımaz; ruh hastası ve histerik kişilerde bir tik gibi de görülebilir.
••
Öksürüğün Bazı Özel Biçimleri
Bir önceki bölümde açıklandığı gibi öksürüğün “kuru” ve “balgamlı” olmak üzere başlıca iki tipi vardır. Ama öksürük unlardan başka bazı özel biçimlerde de ortaya çıkabilir. Yazının Devamı »

Yazar admin

Salı, Eyl. 30th 2008
ERKEKLİK HORMONLARI
Testosteron düzeylerini saptamak oldukça güçtür. Her 60-90 dakikada bir salgılandığından tek kan örneğinden alınan sonuç yanıltıcı olabilir; hormon düzeyi 15-20 dakika aralıklarla alınan üç kan örneğinin karışımında saptanmalıdır. Hormon düzeyinin saptanması özellikle cinsel bozukluk durumlarında önem kazanır.
İKİNCİL CİNSİYET ÖZELLİKLERİ
İnsanlarm olduğu gibi hayvanlarm da ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişimi androjenlere bağlıdır: Örneğin horozun ibiği, aslanın yelesi, geyiğin boynuzları ve bazı hayvan türlerinde koku üretimi androjenlere bağlı olarak gelişir. Erkekte androjenler vücut kıllarının gelişmesini ve dağılımını etkiler. Cinsel bölgedeki kıllarm erkeğe özgü gelişimi, göğüs, kol ve bacaklardaki kıllarm belirginleşmesi, sakal ve bıyığın çıkması, hep androjen hormonlarm denetimi altında gerçekleşir. Öteki bölgelerdeki etkilerinin tersine androjenler, baş üzerindeki kıllarm dökülmesinde rol oynayarak kelliğe yol açarlar. Yazının Devamı »