Digg StumbleUpon LinkedIn YouTube Flickr Facebook Twitter RSS Reset

Gebelik ve Doğum

GEBELIK VE DOGUM

Kirk yildan daha kisa bir sure onceye kadar, dogum hekimligi, önceki 20-30 yilda gerceklestirilmis gelismelere karsin gerek anne, gerekse dölüt acisindan oldukça büyük tehlikelerin onüne geçemiyordu. Gebelik donemi denetiminin düzenlenmesindeki büyük ilerlemelere ve sezaryen ameliyatinin nispeten daha gülvenli kosullarda uygulanabilme olanaklarinin saglanmis olmasina karsin, olüm tehlikesi, anne için binde 8, bebek için (ölü dogum) binde 40 idi.
Gunümuzde anne olüm orani,gelismis toplumlarda binde 0,30′dur ve çogunlukla, gebelik oncesinden beri varolan hastaliklarin sonucudur. Bebeklerdeki ölü dogum oraniysa binde 25′e dusmustur.
Bu gozkamastirici gelismenin nedenleri oldukça karmasik olmakla birlikte, aralarindan özellikle dördu çok önemlidir.
Her seyden once, annedeki ölume yolaçacak iltihaplanmalar ortadan kalkmistir. Pasteur’un buluslari sonucu uygulamaya konulan mikroptan arindirma yöntemleri, ölüm oraninin ancak binde 2′nin altına indirilmesine olanak saglayabilmisti. Antibiyotiklerin kullanilmaya baslanmasiysa, ölumle sonuçlanan iltihaplanmalari ortadan kaldirmis, zararsiz iltihapları da büyük ölçude azaltmistir.
Buna paralel olarak, pihtilasmayi önleyici tedavi ve logusanin çabuk ayaga kaldirilmasi, toplardamar iltihabi tehlikesini ve akciger ambolilerini azaltmistir.
ikinci etken, dogum sirasinda ve sonrasindaki kanama tehlikesinin, çok yalin teknikler uygulama ve etkili ilaçlar kullanma yoluyla azaltilmasidir. Kanamalarin tehlikesinin azaltilmasi da, dogum sonrasi ihtilatlarin azalmasina ve logusanin kendini daha çabuk toplamasina yardimci olmustur. Bu iki gelisme, bir üçüncüyü de birlikte getirmistir: Sezaryen ameliyatinin, guvenlik kosullarinin gelismesiyle, uyusturum ve yeniden canlandirmada modern teknikler uygulanmasiyla, geleceginin degismesi.
Dogum hekimligi kosullarini degistiren son etken, koruyucu tedavinin örgütlenmesi ve çok daha etkili olanaklarla donatilmasidir. Dogum oncesi muayenelerin
artirilmasi ve zorunlu kilinmasi, dogumda karsilasilabilecek güçluklerin önceden bilinmesini, annedeki hastalıklarin taranarak gerekli önlemlerin zamaninda alinmasini sagladi. Rontgen isinlariyla legen ölçümu, radyoizotoplar ya da sesüstü dalgalarla etenin yerinin saptanmasi, hormon ölçümleriyle dolutün durumunun degerlendirilmesi, dolutün sesüstü dalgalarla arastirilmasi ve su kesesine igneyle girilerek alinan sivinin biyolojik yönden incelenmesi gibi arastirma yöntemlerinin gelistirilmesi, bu koruyucu tedavi alaninda kesin adimlar atilmasini sagladi.
Kadini doguma hazirlamaya dayanan ruhsal – bedensel yöntemler ya da eskisinden daha az zehirleyici olan agri kesici ilaçlar, dogumun agrısiz olmasini kolaylastirdi.
Kullanilan yöntem hangisi olursa olsun, degismeyen bir olgu vardir: Dogumhane atmosferi bütunüyle degismistir; korku ve panikle artik pek az karsilasilmaktadir.
Böylece annenin güvenligi, hatta çogunlukla iç rahatlıgi saglandiktan sonra, dogum uzmanlari dikkatlerini bebek ustünde yogunlastirmaya koyuldular.
Bütün bu gelismelere karsin, dogum sirasindaki ve yeni dogmus bebek donemindeki olüm oranında, ilk yil içindeki olüm oranında oldugu olçude çarpici bir dusüs gorülmedi. 1930′lardan bu yana, ilk yil içindeki olüm orani düsüsu yüzde 80 iken, dolüt ve yeni dogmus bebek olüm oranında ancak yari. yariya düsme saptandi. Ama bu olüm oranının ogeleri incelendiginde, dogum baslamadan once, dölyatagi içinde ölen çocuk oranında azalma olmamasina karsilik, dogum sirasindaki olüm oranında büyük, yeni dogmus bebek dönemindekindeyse biraz daha az belirgin bir düsme oldugu görülür. Dogum sirasindaki olüm oranının azalmasinın en önemli etkeni, kuskusuz dogumun dikkatli yonetimidir. Dolutün dogum sirasinda izlenebilmesini saglayan yeni teknikler, özellikle en dikkatli kulakla dinlemede bile farkedilmeyebilecek kalp atisi degisikliklerinin sürekli kaydi, bu izlemeyi büyük olçude kolaylastırmistır. Sözkonusu degisikliklerin anlami tam olarak aydinlatilmamistir, ama yorumlama çalismalarinın gelecekte, dölutun durumunun tam bir kesinlikle degerlendirilebilmesini saglamalari beklenmektedir. Ote yandan, araç – gereç, özellikle de personel açisindan, uygun bir donatim sayesinde dolütün saçlı derisinden alınan bir damla kanin pH ölçumü yapilabilmektedir. Bu çesitli gözetim yöntemleri, oksijensiz kalma ya da travmalar çocugun sinir merkezleri için tehlikeli olmaya baslamadan, dölutun çikarilmasina karar vermeyi saglamaktadir.
Dogum uzmanlarinın karsi karsiya bulunduklari büyük sorunlardan biri de, erken dogumdur. Dogumdan hemen sonra ölen bebeklerin yüzde 70′i, erken dogmus çocuklardir.
Erken dogumlar çogunlukla dogum oncesi nedenlere baglıdir. Yaklasik olarak dörtte birinin nedeni annedeki bir hastalik, dörtte birininki çogunlukla önüne geçilemeyen olaylardir (etenin normal yerinden asagida yerlesmesi, su kesesinin vaktinden once yırtilmasi, v.b.); yarisinın nedeniyse henüz açiklanamamaktadır.

İlk yorumu yazan sen ol.

Yorum Yaz